2 kayıt.
Türk hukuk tarihine dijital terör yoluyla işlenen bir hukuk cinayeti ve kara leke olarak geçen ve kamuoyunda “Balyoz” olarak bilinen kurgu davada adaleti katleden kararları bize ve daima masumdan yana olan Aziz Milletimize kimse unutturamaz.
Tarafsız ve bağımsız olması gereken sözde yargı mensuplarının, bir terör örgütü ve üyelerinden nasıl talimat aldığının, verilen kararları ellerindeki kanıtlara göre değil, aldıkları talimata göre uyarladıklarının, yargılamanın tek amacı olan maddi gerçeğe ulaşmayı nasıl ayaklar altına aldıklarının en açık örnekleri bu davada gözlemlenmiştir.
Haksızlıklar ve hukuksuzluklar ekseninde hukuk tarihimizde derin izler bırakan, sahte ihbarlar, yasa dışı dinlemeler ve sahte delillerle tasarlanmış, toplumun zihninde acı mağduriyetlerin yaşandığı bir süreci ifade eden, Türkiye Cumhuriyeti’nin hayati çıkarlarını hedef alan ve en büyük zararı milletimizin ve devletimizin gördüğü, “Balyoz” olarak isimlendirilen ve asrın iftirası olan kurgu siyasi davada adalet mülkün değil zulmün temeli haline dönüşmüştür.
Kamuoyunda Balyoz olarak bilinen kurgu davada Türk Deniz Kuvvetlerinin 50 muharip Amiralinden aralarında benim de bulunduğum 25’ine ilaveten 9 Emekli Amirali ve 100’ün üzerinde çok iyi yetişmiş Deniz Subayı haksız ve hukuksuz olarak yıllarca hürriyetlerinden yoksun bırakılmıştır.
Unutulmamalıdır ki Akdeniz’de devlet olmak güçlü bir donanmaya sahip olmak demektir. Aksi takdirde bedeli yakın tarihte yaşadığımız üzere Girit ve Ege Adalarının tümünün kaybı gibi çok büyük felaketler olur.
Dünyada tarih boyunca Türk milletinin en öne çıkan hatta tek özelliği asker ruhlu bir millet olmasıdır. Buna rağmen askerin başı Genelkurmay başkanı'nı bile terör örgütü lideri ilan edenlerin arzettiği tehlikeyi yakın tarihte dile getirenleri linç edenler de kim olursa olsun yargılanmalı. Geç de olsa bunların ipini çekenlere de istisnasız minnettarız. Önce vatan. Milliyet'in olmadığı yerde din de olmaz namus da.

